By

“Medine Anayasası” nedir ki?

Dini siyasetin aracı haline getiren insanlar din tanımı olarak kendi adet ve idrak düzeylerini mutlak doğru kabul edip, bu düzeyi herkese dayatma eğilimi gösterirler. Kendi ideolojilerinin bayrağı altında olmayanlar da “dinsiz” ya da “din üzerini bilgi dağarcığı olmayan” insan tanımına girer.

Bu anlayış düzeyi, dünyanın saygın teoloji kürsülerinde pek çok Hıristiyan, Musevi, Deist akademisyenin kendi inançlarının dışında olan teolojilere dair yetkin eserler verdiğinden haberdar değildir ne yazık ki. Ya da örneğin bugüne kadar yapılmış en başarılı ve tüm dünyada en çok ses getiren Hz. Muhammed Belgeselini (The Life Of Muhammed) BBC’nin hazırladığı gerçeği bu insanların dikkatlerinden kaçmıştır.

Din “kavramsal ve nesnel düşünme nedir?” sorusuna cevap veremeyen siyasetçinin kendi idrak dünyasında bir çizgi film algısından öteye gidememektedir. İslam coğrafyalarında bu algının temel problemi “iman” tanımında yatmaktadır. İman (emin olmak), tefekkür (düşünme) ediminin öncesine konulur ve sorgulanamaz bir pozisyonda tutulur. Bu algıya göre kişi önce iman eder, hatta imana doğar ve sonra İslam’a dâhil olur. Oysa Kuran tam tersini; Hucurat Suresi-14. Ayette: “Siz iman etmediniz, ama İslam olduk deyin,” demektedir (Diyanet Meali).

İslam, barış anlamında kullanılan bir kelimedir. Mutasavvıflar bu durumu “Kişi önce kendi varlığı ile barışır ve ancak böylece devamında tüm insanlıkla barışmayı sağlar,” şeklinde yorumlamaktadır. Barış aşamasından sonra gelen bir konudan söz ediliyor “iman” denildiğinde.

Beyaz TV’de Objektif programına, Kadir Çelik’e konuk olduk geçtiğimiz günlerde. Konuklar arasında AKP milletvekili Mehmet Metiner ve Yeni Şafak yazarı Cem Küçük de vardı. Tartışmanın bir bölümünde devlet tanımı yapmaya ihtiyaç duydum ve özetle “Farklılıkların bir aradalığı bir devletin içinde barındırılmıyorsa, ‘devlet’ kelimesi boş bir sözcüktür,” dedim. Metiner, “Bu tanım ütopik ve Hegelyen bir tanım,” deyince başka bir örneği hatırlattım; Medine Anayasası. Metiner ve Küçük, “Medine Anayasası diye bir Anayasa yoktur, o bir akittir,” şeklinde itiraz ettiler. Literatür okuması bu denli zayıf olunca “konu üzerine akademik çalışmalar var mı yok mu” diye düşünmeden kendi din bilgisi dağarcıklarına koşulsuz güvenerek ekranda büyük bir hataya imza atmış oldular.

(Tartışma linki: http://www.youtube.com/watch?v=MxYuP0LanOM#t=45 Medine Anayasası)

İzleyicilerin bu konuşmalardan sonra yoğun bir şekilde konuyu detaylandırmamı istemeleri üzerine kısaca Medine Anayasası:

Hz. Muhammed Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra Medine’de farklı inanç ve kültür gruplarının yaşadığı kaosu noktalamak için bir anayasa metnini bizzat yazar ve diğer grupların onayına sunar. Bu gruplar tarafından da kabul edilen metin, literatürde pek çok akademik çalışmada Anayasa ve Vesika (belge) olarak geçer.

Çalışmaların bazılarında Medine Anayasası “Dünyanın ilk Anayasası” olarak tanımlanır. Örneğin, Uluslararası Hukuk üzerine eserler veren Yrd. Doç. Mustafa Yavuz “Dünyada Anayasa” başlıklı çalışmasını 1215-Magna Carta (Büyük Sözleşme) ile başlatır ve 622 yılında imzalanan Medine Anayasası bölümünde şöyle der: “Farklı inançtaki insanları bir arada tutabilen ve ihtilafların çözümlerini gösteren, vatandaşlığı da ihtiva eden bir anayasa. Anayasalara büyük sözleşme, mutabakat metni deniyor. Medine Vesikası işte bu yönleri ile ilk anayasadır.”

Bir başka örnekte ise İlâhiyat Profesörü Musa Yılmaz, Medine Anayasasını “ilk anayasa” olarak anarken özellikle İslam açısından önemine vurgu yapar. Çalışmasının alt başlığı olan “İslam Devletinin İlk Anayasası: Medine Vesikası/ The First Constitution of Islamic State: Medinah Document”da: “İnsanlığın temel sorunlarını çözecek esasları ve insanî değerleri asla göz ardı etmeyen bir anayasa hazırladığını görüyoruz,” der.

medine-anayasasi

Medine Anayasası:

Madde-1: Bu kitap (yazı), Peygamber Muhammed tarafından Kureyşli ve Yesribli inananlar (Müslüman olmayan Yahudiler, putperestler vb.) ve Müslümanlar ve bunlara tâbi olanlarla yine onlara sonradan iltihak etmiş olanlar ve onlarla beraber cihat edenler için tanzim edilmiştir.

Madde-2: İşte bunlar, diğer insanlardan ayrı bir ümmeti teşkil ederler.

Birinci maddede farklı inanç ve kültür grupları; Müslümanlar, Yahudiler ve Paganlar tanımlanır ve metnin muhatabı olarak gösterilir. İkinci maddede ise bu farklılıkların birliğine “ümmet” tanımı yapılır. 47 maddeden oluşan Medine Anayasası, Medine şehir devletinin sınırları, vatandaşlık, adalet, savunma, sigorta, din özgürlüğü gibi pek çok detayla birlikte yasama ve yürütmeyi de belirler.

“Adalet” içeriğine bir örnek olarak Medine Anayasası 13. Madde: “Takva sahibi müminler, kendi evlatları bile olsa suçlulara karşı olacaklar ve suçluları asla korumayacaklardır.”

“Din Özgürlüğü”ne örnek olarak 25. Madde:  “Yahudilerin dinleri kendilerine, Müslümanların dinleri de kendilerinedir.”

“Devlet ve Demokrasi” hatırlatması yaptığımızda her defasında “Çoğunluk Demokrasisi ve Sandık” ifadesinin kullanılması “demokrasi” üzerine ne denli sığ bir süreçten geçtiğimizin açık delilidir. “Çoğulcu Demokrasi” tanımından bihaber anlayışlara batıda uygulanan bu demokrasi biçimini hatırlattığımızda “dış mihrak-darbeci” ilan ediliyoruz. Farklılıkların bir aradalığı üzerine çoğulcu bir yönetim biçimi olarak doğudan, Hz. Muhammed’in yazdığı Medine Anayasasını hatırlatmamız ise kulakların sağır olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Sorun, dini siyasetin aracı haline getirmekte bir sakınca görmeyen idraklerin mukayeseli olarak doğu-batı literatürü bilmiyor olmaları da değil. Sorun bu konuda bir uyarı, hatırlatma yapılıyor olunmasına karşın, Batı’dan Hegel, Doğu’dan Hz. Muhammedin ifadeleri kendi ideolojilerine uymadığı için yok sayılıyor olmasında yatıyor.

Beyaz TV deki tartışmada “Bu konu üzerine İstanbul müftüsünden röportaj aldım, Sayın Müftü ‘Medine Anayasası’ tabirini aynen kullanıyor,” demiştim. Bahsettiğim proje Türkiye’de yaşayan farklı inanç grupları (Müslümanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar) üzerine 12 bölümden oluşan bir belgesel serisi. Projenin adı; “Gelin Tanış Olalım” 2015’de tamamlanacak olan projenin yönetmenliğini yapmaktayım. Projenin 11 dakikalık tanıtım filmini aşağıdaki linkte paylaşıyorum. Bu tanıtım filminin içerisinde (03:15 de) İstanbul Müftüsü Prof. Rahmi Yaran’ın Medine Anayasasına dair ifadeleri de yer almaktadır.

“Gelin Tanış Olalım” kısa tanıtım filmi: http://www.ayseacar.net/videolar/