By

Kadın Olmasa Erkek Dinsiz Kalır

 

Plaj Tebliği’nin maddeleri şöyle:

* Hanım tesettürlü olmalıdır

* Kadın çalgılı düğünlere gitmemelidir

*Yol ortasında insanların gezdiği yerlerde oturmamalıdır

* Fal baktırmamalı, zorunlu olmadıkça alışverişi kocasına yaptırmalı, kocasından izinsiz dışarı çıkmamalıdır

* Kaşını aldırması, saç ektirmesi ve estetik yaptırması haramdır

* Pantolon giymemelidir

* Yabancı erkelerle tokalaşmalıdır.

*Evde köpek beslemek haramdır, ince çorap giymemeli, terlikle gezmemeli, müzik dinlememeli.

Plajda tebliği dağıtan kişi cübbeli bir vatandaş. Aynı içerikte tebliğde bulunan sözde “ulema” ve dahi profesör ünvanlı insanlarda mevcut. Vaka yeni değil.

Freud’un tanımında “Oedipus Kompleksi” olarak geçen psişik bir vaka. Freud, kişilik gelişiminin 3-5 yaş dönemini “fallik dönem” olarak tanımlayarak bu dönemde erkek çocuğun annesine karşı duyduğu aşk nedeniyle babası tarafından cezalandıracağı korkusuyla yaşadığı bir karmaşadan söz eder.

Komplekse, dini kadın üzerine inşa etme girişiminden sebep “Havva Ana Kompleksi” de denilebilir. Şöyle ki, erkek, kadın bedenine derin arzu duymaktadır, bu arzu nedeniyle Tanrı (baba) tarafından cezalandırılacağı korkusu yaşar ve karmaşaya düşer. Karmaşadan çıkmak, kendini aklamak, Tanrı’ya yakın olmak için “kadın”ı yok sayma girişiminde bulunur. Zira cennetten kovulmanın sebebi de şeytan’a (fallus) uyan Havva’dır.

Oedipus kompleksinden (3-5 yaş dönemi) çıkamamak yetişkin olmayan toplumların en temel problemlerinin başında gelir. Bu toplumlarda erkek egemendir ve kültürel ya da dini tüm refleksler kadın üzerinden hareketle var olur.

Bu tür toplumlarda namus (-ki kavramsal karşılığı Yunancadan Arapça’ya oradan Türkçe’ye giren “nomos” yani aklın işlevine bağlı olarak “yasa” demektir); kadın cinselliğine indirgenir ve din namus üzerinden kadına ihale edilir. Kadın cinselliğinden arındırılırsa erkek “dindar” olup cennette hurilere (yine kadından kurtuluş yok) gidebilmektedir. Erkeğin yaşadığı bu komplekste (karmaşa) kadın yok sayıldığında zorunlu olarak kadın üzerine inşa edilen din de ortadan kalkar. Bir nevi kadın olmasa erkek dini argüman geliştiremez ve dinsiz kalır.

 

salvador-dali-300x296

(Tablo: Salvador Dali)

İslam dininde “İslam’ın 5 şartı” olarak geçen şartlara mutasavvıflar 6. bir şart eklerler. Bu,  5 şartı var eden batıni (gizli) olan “haddini bilmek” şartıdır. “Kişi haddini bilmiyorsa temel şartlar arasında yer alan “5 şart”ı yerine getiremez,” denilir.

Haddini bilmek, kişinin kendi sınırlarını bilmesi bu sebeple başka insanların sınırlarına tecavüz etmemesi anlamında kullanılır. Mutasavvıfların dilinde “Edep” sözcüğü ile tanımlanan bu şart genel olarak insanlığın dilinde “saygı” kelimesine karşılık gelir. İnsanların varlığına saygı duymayan bir kişiden kendi varlığının farkında olması, yani kendi varlığına saygı duyması zaten beklenemez.

Kimi “ulema” tarafından plajda tebliğde bulunmak “özgürlük” kapsamında değerlendirilmiş olsa da Türkiye Cumhuriyetinin, Anayasa’da belirtildiği üzere Laik bir hukuk devleti olduğunu yapılan tebliğin bir suç teşkil ettiğini belirterek hatırlatalım;

Tebliğ; bildirme, haber verme anlamına gelen bir kelime.

Dini konularda ise yine aynı anlamda Peygamberlerin görevleri arasında yer alıyor. Peygamberler tebliğde bulunurlar, fakat tebliğe uyum sağlayıp sağlamama konusunda insanlar özgürdürler.

Fetva; İslam hukuku ile ilgili bir soru sorulduğunda soruya verilen cevap anlamına gelen bir kelime. Şartı; bir soru sorulmuş olması ve cevabı veren (danışılan) kişinin ilimde yetkin olması gerekir. Fetva bir nevi danışmalık işlevi görür ve yaptırımı yoktur yani soruyu soran kişi aldığı cevabı uygulayıp uygulamakta özgürdür.

Bu kavramlar dışında İslam Literatürü ve Geleneğinin daha sık kullandığı “öğüt” sözcüğü dikkat çekicidir. Kuran’ı Kerim’in bir öğüt kitabı olduğu Kuran’da pek çok kez tekrar edilir.

“Bu Kur’an, âlemler için ancak bir öğüttür.” (Sad:87 – Meal: Diyanet İşleri)

Peygamber olmadığımıza göre öğüt, yani nasihat (hangi konuda olursa olsun) ancak kendi arkadaş, dost ya da ailemizle paylaşabileceğimiz yönlendirmelerimizdir. Peygamberliğe soyunup bize sorulmadığı halde sokaklarda “özgürlük bu” diyerek insanları rahatsız etmek ancak edepsizliktir, haddini bilmemektir.

Ve;

“Allah haddini aşanları sevmez.” (Maide: 87 – Meal: Diyanet İşleri)