By

Güzel günler göreceğiz arkadaşlar!

Not: Bu yazı yakın geleceğe ithaf edilmiştir.

Hegel şöyle der: “Dünya tini, her türlü biçimiyle, kendi farkındalığının tadını çıkarır; daha az ya da daha çok gelişmiş, ama hep mutlak; her millette, her yasa ve töre sistemi altında, kendisinin ve özünün tadını çıkarmıştır.”

2013 yılı, zamanın tinini görebilen “öz bilinç” sahibi özneler için hem Türkiye hem dünya tarihinde yeni bir başlangıcın ilk nefes alışıdır. Bu ilk nefes; Gezi’dir.

Bazı insanlar Gezi’yi, kendi bulundukları ideoloji, inanç vs. tanımları üzerinden etkileyici bir vaka ve etkisi giderek azalan bir anılar bütünü olarak tanımladılar/tanımlıyorlar.

Bazı insanlarda ise Gezi, “zamanın tini”nin (şimdideki öz bilinç) kendi varlıklarında, bulundukları toplumun tininin var olduğunu fark etmeleri ve kendini “tutku” olarak gösteren bu durumun onlarda bir karaktere dönüşmesine bizzat tanık olmalarıdır.

“Özne kendine döndüğünde, reel gerçeklik olur. Tin yalnızca bunun bir sonucudur.” (1)

Bir toplumun tini, o toplumun tek tek bireylerinde içkindir. Bu öz, bireyler tarafından bilince konu olmamış bir hayal, maya olarak tanımlanabilir. Sözü edilen bireyler öncesiz ve sonrasız olarak var olan saltık aklın deviniminde yer almaları ölçüsünde dünya tarihinde konumlanırlar. Bu alan varoluş alanıdır ve rastlantısal değildir. Toplumlar varoluş alanında tek tek bireylerde içkin olan hayalin o toplumun öznelerinin bilincine konu olması yoluyla gelip, tikel – rastlantısal alandan özgürleşirler.

Bireyler, toplumun özneleri ile buluşuncaya kadar olan süreçte, “ne istediklerini” değil ancak “ne istemediklerini” bilirler. Bu belirsizlik, tini toplum bireylerinde içkin kılan nedendir. Belirsiz denilen alan, mitsel, örtülü, rastlantısaldır. Özne, o toplumun isteklerini dolayımsız gören, içkin olanı düşünce olarak bilincine konu ve amaç edinen kişidir. Toplum tininin bir öznede hayat bulması, tutkuya dönüşmesi demektir. Tutku,Toplum Tini (toplumda örtük olan – öznede tanımlı olan tin) ile Saltık Tini (öncesiz-sonrasız-devinimde olan) buluşturan bir bağ niteliği taşır. İki tini varlık alanına çağıran “irade” öznede karakterdir ve bu karakterin ilkesi “özgürlüktür”.  Karakter vesilesi ile sonsuz olanla sonlu olan bir araya gelir.

İnsansız doğa salt mekândır. İnsan mekânın mahali, anlamı ve zamanıdır. “Hakikat, zamansal olmayan, öncesiz-sonrasız olan bir bilgi olmakla birlikte, belirli bir yerde ve belirli bir zamanda bulunur ve ortaya çıkarılır.” (2)

Hakikatin, kadim olanın şimdideki kıdemi, ayak izi ise öz bilinç sahibi öznelerdir. Zamanın tini Gezi’de apaçık bir içgüdü gibi bazı öznelerde karaktere dönüştü.

Bu yeni “varlığı” yakın zamanda başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada biricik varlıkları ile tanıyacağız; sanatta, siyasette, iktisatta, bilimde, sporda…

Bu varlığı “fikri, vicdanı, irfanı hür” olarak tanıyacağız. Ahlâk, bu varlıklarda bir karakter, bir adanmışlık ve onur olarak kendini gösterecek.

Güzel günler göreceğiz arkadaşlar!

 

Notlar:

1. Hegel

2. Kojeve