By

Günah İşleme Özgürlüğü

cehalet

Gazeteci Balçiçek Pamir ile AKP Milletvekili Metin Külünk arasında diyalog ekranda şöyle akıyor:

Külünk: Ancak 17 Aralık darbe girişimiyle ortaya saçılan dinleme kayıtları ve bireylerin özgürlük alanı… Bakın, burada çok önemli bir ayrıntı var ıskaladığımız. Allah insana günah işleme özgürlüğü vermiştir, af dileme hakkıyla beraber günah işleme özgürlüğü vermiştir.

Pamir: Herkesin günahı vardır yani (durumu onaylıyor)…

Külünk: Tabii ki. Ve de o günahın üzerinden insana bakmamıştır. Yargılama hakkı kendine aittir, affedip etmemek kendine aittir. Hz. Peygamber günahları açan değil, örtücü olan bir rahmet geleneğinin mimarıdır.

Pamir: Ama siyaset böyle bir şey değil, değil mi?

Külünk: Bakın, başka bir şey söylüyorum. 17 Aralık darbe girişiminin hiç felsefi boyutu konuşulmadı…

Konuşmanın tam bu noktasında 17 Aralık ve “felsefi boyut” sözünü duyunca Aristippos ve Hedonizm (Hazcılık) üzerine bir açılım bekliyor insan. Malum para hırsı Ahlak Felsefesinde Hedonizmle açıklanabilir. Fakat diyaloğun devamı felsefe sevdalısı yurttaşları hayal kırıklığına uğratıyor:

Külünk: Konunun felsefi boyutu… Bu noktada Diyanet İşleri Başkanlığı’na çok ciddi anlamda görev düşüyor. Yani insanların günahları üzerinden siyaseti çıkmaza düşürmek ya da insanların günah işleme özgürlüğünü elinden alacak düşünme biçimi muhaberat devletinden öte bir anlayıştır.

Pamir: Bu söylediğiniz çok önemli de, bir özeleştiri bir tarafından.

Diyalog birkaç dakika böyle devam ediyor. Külünk dağıldıkça dağılıyor, Pamir “Evet, evet,” diye onaylıyor dağınık tespitleri. Pamir’in yegâne derdi “Günah işledik dedirttim! Ne gazeteciyim ama!”dan ibaret.

Ve bir gazetecinin aklında veri olarak rasyonel bir bilgi yok ki, şöyle diyemiyor:

Bakınız Külünk, “Devlet” kavramının modern kurumsal tanımı 300 yıl önce yapıldı. Kamusal alan – bireysel alan tanımı yine aynı dönemde tanımlandı ve hayatımıza girdi. Modern hukuku 1920’lerin başından beri kullanıyoruz. Biz laik bir hukuk devletiyiz. Yolsuzluk iddiası kamusal alana girer, sorgulanması ve cezası hukuk devletinde bağımsız hukuk organlarınca yapılır (Kaldı ki mevcut tapelerden rahatlıkla yolsuzluk yapılıp yapılmadığını görebiliyoruz.).

17 Aralık’ın felsefi boyutu deyip Diyanet İşleri’ni göreve çağırıyorsunuz, fakat Diyanet’in literal bilgisi en fazla teoloji alanında olabilir. Felsefe farklı bir disiplindir. Din felsefesi ile Ahlâk felsefesini birbirine karıştırıyorsunuz. Din felsefesinin ilgilendiği alan da yolsuzluklar konusunu zaten kapsamaz.

Siz bir vekilsiniz, fakat şuan yaptığınız bu konuşma ile Anayasaya aykırı bir beyanda bulunuyorsunuz. Anayasanın 24. maddesi: “İbadet ve dinî ayin ve törenler, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması amaçlarıyla sınırlanabilir,” diyor.

Aynı maddenin devamında: “Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz,” hükmü var.

Göreve çağırdığınız Diyanet İşleri’nin Anayasal tanımında ise (136. Madde) hüküm şöyle: “Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışmayı ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.” Dolayısıyla ifadeleriniz hukuk devletimizde Anayasal suç teşkil ediyor, size hatırlatmak isterim.

Diyemiyor!

Felsefe, hukuk, iktisat gibi temel bilimler üzerine hiç kafa yormadan gazetecilik yapan ablalarımız, abilerimiz, gazetecilerimiz…  “Yani günah olduğunu kabul ediyorsunuz!” cümlesini ederek müthiş bir tespitte bulunduğunu düşünen gazetecilerimiz…

Yurttaştan Vekil Külünk’e sorular:

1-      Günah işleme özgürlüğü vermek Allah’a özgüyse, Halk, cebinden para çalanlara günah işleme özgürlüğü verdiğinde halka artık “Allah” mı demeyi düşünüyorsunuz?

2-      Madem felsefe ile bu kadar ilgilisiniz bize “estetik ahlâk” (güzel ahlâk) tanımı yapan referanslı bir makale yazar mısınız? (Not: Konuyu 17 Aralık’a felsefi referanslarını belirterek bağlamanız acayip faydalı olur.)

3-      Laik Hukuk Devletleri dışında Dini Hukuk uygulaması yapan devletlerde (örn: Suudi Arabistan) günah işleme özgürlüğü kullanıldığında uygulanan cezalardan hangisine kendinizi daha yakın hissediyorsunuz?

A) Boyundan kepçeye asıp idam cezası uygulama (Toma da olur esasında)

B) Recm

C) Kılıç ile kafa kesme

D) Kurşuna Dizme

E) Çarmıha Germe