By

Gezi’yi Anlama Kılavuzu

geziresimleri

“One day, Nasreddin Hodja walks over to Akşehir Lake with copper bucket in his hands and starts pouring spoonfuls of yoghurt into the lake. Seeing Hodja near the lake with a copper bucket full of yoghurt, the curious villagers ask:

-”What’s up, Hodja? What on earth you up to?”

-”I’m turning the lake into yoghurt” replies Hodja.

-”Reverend Hodja, could a lake ever be fermented?” the villagers retort.

-”I do know it wouldn’t, but what if it does?” is the reply from Hodja.

Türkçe Meali: Nasreddin hoca bir gün kaşık kaşık yoğurdu göle bandırarak gölü mayalamaya başlamış. Demişler: Napiyon Hoca?

Demiş: Göle Maya çalıyorum.

Demişler: Göl hiç maya tutar mı?

Demiş: Ya tutarsa!

(Not: yalın ingilizce metin “dış mihraklar” düşünülerek değil, Türkçe cümlelerimizi duyamayan fantezi dünyasına gark olmuş h-iç adamların hayal dünyasına katkı sunmak amaçlıdır.)

Yeni bir dünya bu… Nasreddin Hoca “Ya tutarsa” derken neyin ironisini yapıyorsa aynı şeyi söylüyoruz.

Direnirken espri yapılıyor olmasının yadırgandığının farkındayız. Fakat kültürün genetik aktarımından olsa gerek, Nasreddin Hoca’nın torunları var aramızda. Susturamıyoruz arkadaşları:

BİR PORSİYON GAZ YEDİK, DİRENDİK ELHAMDÜLİLLAH

DİREN LA ANGARA

ABDEST ALACAĞIZ, TOMA GÖNDERİN

155 BENİ ARA

KAVUN GAZI SIKIN DA RAKI İLE GELELİM

HABERİM YOKMUŞ GİBİ SIK KANKA

KAHROLSUN BAĞZI ŞEYLER

YASAK NE AYOL!

ALEX GİTTİ, SEN Mİ GİTMEYECEN

leman-gezi

Yeni bir dünya bu…

Yüzlerce yıldır bu memleketin sokaklarında Mevlana’nın “Ne olursan ol gel…” sözü söyleniyor.

“En uzak mesafe, insanın ağzı ile kulağı arasındadır.” Sözü söyleyen çok, sözü duyan kulaklar ortada yok-TU…

Yeni bir dünya bu…

Kol düğmesi, çanta logosu, kartvizit sayısı, cüzdan ebadı, okunan kitap sayfası, diploma markası, makyaj kutusu, zikirmatik renginin değil “arı duru insan” olmanın; vicdanla aklın buluştuğu yeni bir dünya…

İnanan, inanmayan; Sünni, Alevi, Yahudi, Hıristiyan, Zerdüşti, Deist, Ateist…

Politik, Apolitik; Sağcı, Solcu, Sosyalist, Liberal, Anti-Kapitalist, Kapitalist, Futbol Taraftarı, Justin Bieber hayranı…

Kız, erkek; kızlı-erkekli ya da lgbt…

Bağlama, gitar, piyano, davul, sema, bale, namaz, meditasyon, halay, reggae dans…

Organize bir birliktelik değil, içgüdü gibi hareket eden organik bir biraradalık…

Soruyorsun kendine: “Bu kadar farklı insan nasıl olurda bir araya gelir?” Yalnız değilsin, yalnızca sen değil, tüm dünya soruyor bunu…

Daha önce böyle bir şey olmadı dünyada…

“Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine…”

Gezi Park, yeryüzünün “rıza bahçesi” ne giden işaret tabelası…

Gezide “rıza bahçesi”nde bir meyve yedik. Tadını biliyoruz artık. Bize kimse “Böyle bir meyve yok!” diyemez.

Gezi devam ediyor. Daha tamamlanmadı…

Şimdi karakterlerimizi inşa ediyoruz. Gezi’de yaşadığımız “kendimizi” ete kemiğe büründürüp “özne” diye “insanlığa” sunacağız…

Memleketin göğsünde bir Halil İbrahim sofrası kuruluyor… Bu sofra bir yer sofrası. Toprağı Anadolu. Sofraya herkes kendi biricik tadını getiriyor. Yan yana bağdaş kurup oturacağız.

Filozoflar; “Zamanın tini herkesin gözüne gözükmez,” der. Özneler ise herkesin gözüne gözüksün diye tarih inşa etmezler…

Memleketin göğsünde bir Halil İbrahim sofrası kuruluyor…

Bu sofra:

Mehmet Ayvalıtaş

Abdullah Cömert

Mustafa Sarı

Ethem Sarısülük

Ali İsmail Korkmaz

Hasan Ferit Gedik

Ahmet Atakan

Mehmet İstif

Berkin Elvan

Ve Geleceğin Çocukları onuruna kuruluyor…

İyi ki doğdun Gezi!

#BuDahaBaşlangıçMücadeleyeDevam