By

Amerika’ya Selam Olsun!

L.Zadeh1987 yılında, Tokyo’da bir düzenlenen bir konferansta “bulanık mantıkla” programlanan bir robot, bir çiçeği ince bir çubuğun üzerine düşmeyecek şekilde bırakmayı başarır. O esnada bir seyirci mühendise robotun dizgesinden bir devreyi çıkarmayı teklif eder.  Mühendis önce, devreyi çıkardığında çiçeğin düşeceği endişesi ile bunu kabul etmez, fakat seyircinin çiçeğin hangi yöne doğru düşeceğini görmek istediğini söylemesi üzerine devreyi çıkarır. Robot yine aynı hassaslıkla çiçeği düşürmeden çubuğun üzerine bırakınca kimse şaşkınlığını gizleyemez. Robot mevcut bilgiler yardımıyla sonuca götüren akıl işlemlerini, yani tıpkı insanlar gibi “sağduyuyu” kullanmıştır.

80’li yıllarla birlikte, özellikle teknolojide kendini gösteren bu şaşırtıcı gelişmeleri Bulanık Mantığa (Fuzzy Logic) borçluyuz. Bulanık Mantık kuramı, sibernetik ve onunla doğrudan ilgili bilimlerde akıl almaz derecede hızlı gelişmeleri tetiklemiş, sibernetik ve yapay zekâ çalışmalarını hızlandırmıştır.

“Makineler düşünebilir mi?”sorusunun sorulması ile başlayan bulanık mantık serüveninin günlük yaşamımıza nasıl yansıdığına/yansıyacağına dair birkaç basit örnek:

Çamaşır makineleri: Önce, bulanık mantık dizgesiyle üretilen bu makinelere konulan kirli çamaşırların ağırlığı makine tarafından hesaplanıyor, ardından kirlilik oranı belirlendikten sonra deterjan oranı ve yıkama süresi yine makine tarafından belirleniyor.

Fotokopi makineleri: Odanın sıcaklığı, nemi ve orijinal kâğıttaki karakter yoğunluğuna göre değişen resim kalitesi gibi faktörleri hesaplayarak kopyayı mükemmele yakın hale getiriyor.

Helikopterler: Fırtınalı havalarda helikopterlerin sallantı ve sarsıntıdan hiçbir şekilde etkilenmeden havada duvara çakılmış bir çivi gibi sabit durmalarını sağlıyor. Metro, hızlı tren ya da asansörlerde hareket halindeyken savrulmadan sabit durma olanağımız da yine bu küme dizilimi ile gerçekleşiyor.

Yemek pişirme aletlerinden asansörlere, arabaların motor ve süspansiyon dizgelerinden nükleer reaktörlerdeki soğutma ünitelerine, klimalardan elektrikli süpürgelere kadar pek çok alanda kullanılan bu mantığın büyük boyutlarda enerji ve zaman tasarrufu sağlıyor/sağlayacak olması onu doğal olarak modern sanayiyi belirleyen bir unsura dönüştürdü.

Sibernetik tüm yerleşik tasavvurları kökten değiştiren Bulanık Mantıkdünyanın önde gelen bütün üniversitelerinin, bilimsel araştırma merkezlerinin temel çalışma ve araştırma konularından biri artık.  NASA, bulanık kuram uzay araçları sayesinde dünyanın ve evrenin anlaşılması, değişken cisimlerin araştırılmasında önemli başarılar sağlıyor. Robot, Elektron ve Savaş Teknolojisi gibi modern ana sanayi alanları da üretimlerini bu yönde gerçekleştiriyorlar.

Soft-Computing (SC-Çevik Hesaplama) tekniği ile evet-hayır diyebilmenin ötesine geçip büyük bir hızla devam eden yapay zekâ testleri sayesinde “eğer öyle ise” deme durumuna gelen ve güçlü sağduyu sahibi olma yolunda hızla ilerleyen gelişmiş robotlar üretme olanağı hızla artıyor.

Bu durum bilim kurgu filmlerinin de etkisi ile, “Ya makineler insan gibi olursa biz ne olacağız?” sorusunu da beraberinde getiriyor tabii.

Kavramlar arasında bağlar kuran, (yüklenilmiş) kişisel bir belleğe sahip, programlanmış veriler sayesinde duygulanan, ağlayan, gülen, kızan, rüya görebilen robotları yanı başımızda görmek uzak bir ihtimal gibi durmuyor artık.

“Ya bir gün makineler insan gibi olursa biz ne olacağız?” Bir gün makineler insan gibi olursa belki de kendimize şunu soracağız: “Bir robot benim gibi zihin, bellek, duygu sahibi ise, ben, yani İnsan; zihin, bellek, duygular dışında… Ben kimim?”

“Makineler düşünebilir mi?” sorusunu sorarak bir anlamda bizi “insan nedir?” sorusuna sürükleyen kişi, 4 Şubat’ta 93 yaşına girecek olan Kaliforniya Üniversitesi Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Fakültesi Profesörlerinden L. Zadeh.

Matematik, elektrik ve bilgisayar/yapay zekâ mühendisi olan Prof. Zadeh’in dünyayı baştan aşağı değiştiren 5 büyük kuramından biri Bulanık Mantık. Mantık, sibernetik, bilgisayar, yapay zekâ ve otomatik makinelere dair ortaya koyduğu kuramlar ve keşfettiği kanunlarla 20. ve 21. yüzyıl teknoloji devrimine imza atan bir deha o.

Kendisine deha dendiğinde Zadeh şu cevabı veriyor: “Dehanın arkasındaki güç, çalışmaktır.”

Uzun yıllar, yılın 250 gününü çeşitli ülkelerde bulanık mantıkla ilgili konferanslarda, sempozyumlarda, laboratuarlar ve enstitülerde geçirdiğini ifade eden Profesör, bugün ilerlemiş yaşına rağmen halen seminerler ve dersler vermeye devam ediyor.

Zadeh’in bilim dünyasına sunduğu onlarca çalışmadan yalnızca bir kaçı:

—Zamana Göre Değişen Tezlik Bölgesinin Geliştirilmesi

—Doğrusal Sistem Kuramı

—Bulanık Diller ve Bulanık Dillerin İnsan ve Makine Zekâsıyla İlgisi

—İnsan ve Sibernetik

—Doğal Dilin Kullanılması İçin Olasılık Kuramı

—Dispozisyon Mantığı

—Sözcükle Çalışan Bilgisayar Kuramı

Dünya onu 21. yy teknolojisini yaratan dâhi Profesör Zadeh olarak tanıyor. Amerika’da yayınlanan biyografilerinden birine verdiği röportajda şöyle diyor: “Bütün insanlar ve kültürler beni şekillendirdi ve hepsinin arasında rahat hissediyorum kendimi.” 

Lotfi A. Zadeh, 1921 yılında Bakü’de doğdu. Bakü’de doğduğu için Azerbaycan’ın, babası İran Erdebil’li bir Türkmen olduğu için İran’ın, annesi Rus olduğu için Rusya’nın, Amerika’da yaşadığı için Amerika’nın övünç duyduğu, Türkiye’de bizim pek tanımadığımız bir bilim insanı.

Asıl adı; Lütfi Aliasker Zade

Prof. Lütfi Aliasker Zade bir röportajında kendisi için şöyle diyor:“İnatçılık ve ısrar. Çatışmaya karışmaktan çekinmeme. Bu çok belirgin bir Türk geleneği. Bu karakterimin bir parçası. Çok inatçı olabiliyorum.Bulanık mantığı geliştirirken bu faydalı olmuş olabilir.”

Hepimiz adına:

21 yy.’ın teknolojisini yaratan cesur ve inatçı Profesör Lütfi Aliasker Zade’ye; bilim dünyasına ve insanlığa sunduğu büyük çalışmalardan dolayı sonsuz teşekkürler!  Ve Türkiye’den selam Sayın Profesör!