Kızlı erkekli din

Âdemle Havva’nın başımıza açtığı işler hep bunlar.

Kızlı erkekli eğitim sistemini doğru bulmamak, “düzeltilmesi” için gereğinin yapılacağını beyan etmek kazara söylenmiş bir söz gibi de durabilir, bir müddet sonra “%50’niz karma,  %50’niz kadın ve erkek diye bi’ ayrışın bakalım, bi’ şey deneyeceğiz” de denebilir.

“Kadın erkekle tokalaşmaz. Kadından ve gâvurdan şahit olmaz. Doğum kontrolü yasak. Kadını iz bırakmadan döv” diyen Profesör unvanlı kişilere de tanık olmuşluğumuz var.

Bi’ şey denenmek istenebilir. O şey bu toprağın balçığı ile yoğrulan insana denenir mi? Denense ne olur? Bakalım, görelim.

Tüm bu tür “kızlı erkekli” çıkışların temelinde gerekçe olarak gösterilen namus/ahlâktan kasıt malum olduğu üzere din. Dinden de kasıt, yurttaşları arasında Musevi, Hıristiyan, ateist, deist insanlar olmasına karşın, İslam.

Dini namusa, namusu kadına ihale etme arzusu açık, Havva’ya kadar gider bu iş. Fakat “Dini namusa, namusu kadına ihale eden erkeğin kendi dini, namusu ve aklı olur mu?” Bu sorunun makul bir cevabı yok.

Mutasavvıflara ait bir sözdür: “Karıncanın Allah’ı karıncaya karınca suretinde gözükür.” Devamını Oku